MÜFETTİŞİN DÜZELTMENİ
- Eda Zeynep Bahçekapılı

- 15 Oca
- 4 dakikada okunur
Yazar ve yönetmen Jonathan Young, koreograf Crystal Pite ve Kidd Pivot dansçılarının ortak yaratımı olan Revisor (Düzeltmen) oyunu, 25. İKSV Tiyatro Festivali’nde Türk seyircisiyle dijital platformda buluştu ve hepimize bu görsel şöleni izleme fırsatı verdi. Revisor, Nikolay Gogol’un 1836’da kaleme aldığı Müfettiş oyununun çağdaş bir yorumu. Bu sahnelemede dekorlar olabildiğince az, ışık ve ses efektleri tam yerinde, oyuncunun bedeni ise son derece ön planda.
İlk sahnesinde bir devlet kurumu ofisi olarak düşünülebilecek bir dekor karşılıyor bizi; bir çalışma masası, arkada bir dosya dolabı ve genelde tüm oyun boyunca aynı yerde duracak olan duvarsız bir kapı. Sahneye ışık yavaş yavaş veriliyor ve bir dış sesle beraber sahnede üç oyun kişisi görüyoruz; kaymakam, posta memuru ve onlara şekil veren, kim olduğunu bilmediğimiz biri. Dış ses, anlıyoruz ki gösterimin yaratıcısı. Üçüncü kişi dış sesten gelen talimatlarla kaymakam ve posta memurunun hareketsiz bedenlerine şekil veriyor. Dış sesin hem bu ilk sahnede hem de gösterimin ilerleyen bölümlerinde yer yer “Yok yok, hayır, bir dakika, olmadı” gibi sözler sarf ettiğini duyuyoruz ve dansçılar bu sözler doğrultusunda bedenlerine ve hareketlerine yeni birer şekil veriyor. Aslında yaratıcının gösterimin başından itibaren sürekli oyunu düzeltme çabası bize bir şeyler değişeceğinin sinyalini veriyor.
Oyun boyunca Kidd Pivot’un sekiz dansçısı sahne üzerinde çeşitli koreografilere can veriyorlar. Bu koreografiler Müfettiş oyunundaki oyun kişilerinin dış -ve daha sonra da iç- aksiyonlarını beden hareketleriyle vermekteler. Hareketlerin üstüne binen diyaloglar ise playback ile oluşturulmuş. Oyuncular kayıt altına alınmış metni ağızlarını oynatarak takip ediyorlar. Gösterimi iki bölüme ayırıp incelemekte fayda var. Çünkü Müfettiş’ten farklı olarak Revisor’ın bir bölümü güldürü iken bir bölümü ağlatı, bir bölümü riyakârlık iken bir bölümü dürüstlük. Oyunun ilk bölümü Müfettiş’in olay örgüsünü bir güldürü biçiminde sunarken, ikinci bölümde oyun kişilerinin neredeyse sadece iç aksiyonlarını izliyoruz.
Yüzyıllardır süregelen bir “komedi”
Gösterimin ilk bölümünde “absürt” bulabileceğimiz abartılı oyunculuklar görmekteyiz. İlk bakışta “hmm, farklı olmaya çalışan sıradan bir komedi bekliyor bizi” dedirten bir bölüm diyebiliriz. Oyuncuların sahnede bir yandan diyalog halindeyken bir yandan da sürekli bedensel olarak devinme halinde olmaları dikkat dağıtmıyor değil. Ah ne kadar da peşin hükümlüyüz, halbuki ikinci bölümde bu “abartı”dan büyük bir haz alacağız.
Birinci bölümde orijinal metinden biraz farklı olsa da çok da değiştirilmemiş bir olay örgüsü izliyoruz. Kaymakam, bir müfettişin kılık değiştirerek kasabaya teftişe geldiğini öğreniyor ve diğer kurumları bilgilendiriyor, kurumlarını düzenlemeleri, temiz tutmaları, vs. Konusunda onları uyarıyor. Sahte müfettişin pardon “düzeltmen”in tüm gerçekleri ifşa eden bir mektup yazıp kasabadan ayrılmasına kadar hikâyenin akışı Gogol’un olay örgüsüne benzer şekilde devam ediyor. Fakat bir an geliyor ki yaratıcı dış ses “gözlem nesnesinin” daha önce düşündüğü gibi olmadığına karar veriyor. Bu ana kadar gözlem nesnesi sahte müfettişti, ama şimdi değişti. O halde haydi baştan! O ana kadar izlediğimiz tüm öykü başa sarıyor ve ikinci bölüm başlıyor.
Aydınlatacak mı yolumuzu, yoksa bizi karanlığa mı sürükleyecek?
Dönemi yansıtan kostümlerden arınmış figürler... Loş ışık... Ürkütücü ses efektleri... Birinci bölümün atmosferinden eser yok gibi. Şimdi artık oyun kişilerinin iç aksiyonlarıyla karşı karşıyayız, maskesiz, çıplak... Komedi, sanki bir gerilime dönüşmüş durumda. Bu ikinci bölüm birinci bölümün bir iç yansıması. Dans performanslarının artırıldığı bu bölümde birinci bölümdeki koreografiler tekrar ediliyor aslında, ama artık karşımızda bir komedi yok. Dış ses tekrar tekrar bize soruyor: Tüm bu öğrenilenler “aydınlatacak mı yolumuzu, yoksa bizi karanlığa mı sürükleyecek?” Işığın azalmasıyla beraber oyuncuların dans performansları değişiyor daha ürkütücü bir hal alıyor; hareketler ışıkla beraber kesik kesik, adeta çizik bir plak havası veriyor. Diyaloglar da benzer şekilde, sanki bir kasetten, radyo istasyonundan dinliyormuşuz gibi. Elbette ki tüm bu değişiklikler sadece estetik için yapılmış değil. Revisor, Müfettiş’i düzeltmeye geldi!
Virgülü düzeltmek
Dış ses artık aramızda. Kılık değiştirmiş olan Revisor’ın ta kendisi yukarıdan sahneye iniyor. Artık sahte müfettişi oynayan dansçı bir erkek kılığında değil, bıyık, sakal hepsi gitmiş, sesi de artık dış sesin sesi. “Bu kurumu ben yapıyorum, ben bozuyorum. Hem bunun içindeyim hem onu içeriyorum. Buna ben şekil verdim, buna da. Bu figürlerle bütünleşiyorum.” diyor tekrar tekrar. Bunu derken “Bu kurumu var eden bensem, değiştirecek olan da benim” demek istiyor sanki. Eski sahte müfettiş, yeni düzeltmen kurumların içindeki tüm o aymazlığı, iki yüzlülüğü değiştirmek için soyunuyor göreve bu kez. Yöneticilerin sırf kendi çıkarları için mazlum halkı sömürmesi, Adalet Sarayında adaletten başka her şeyin olması, hastanenin pislikten geçilmemesi bu onu rahatsız etmiş gibi görünüyor. Sonuç olarak Gogol’un Müfettiş’i görevini tamamlıyor. Revisor, o serseri edasını terk etmiş ve bir görev duygusuna soyunmuş vaziyette kalemi eline alıyor. Bu defa yazacağı mektup bir şikayet mektubu. Bürokrasinin rezaletine ve riyakarlığına bir çözüm bulunmalıdır artık. Oyunun birinci bölümünde Revisor kaymakamın neden orada olduğu sorusuna cevap olarak “bir virgülü düzeltmeye geldim” demişti. Şimdi anlıyoruz ki o düzeltilecek virgül hepimiziz. Değişim birimizle bile başlayabilir. Bir şeyleri değiştirmeye, düzeltmeye çalışmak için müfettiş olmanıza gerek yok. Bu düzeni var eden biziz, düzeltecek olan da pekâlâ biziz. Bu bağlamda Düzeltmen, oyunda sürekli tekrarlanan o cümleyi kilo the comedy (komediye son ver) gerçekleştirmiş oluyor.
Sonuç
Oyun kişilerini canlandıran dansçılar çeşitli koreografilerle oyuna farklı bir boyut kazandırmıştır. Bu yeni yorumda müfettişin tavrıyla beraber performansları da değişiyor. Birinci bölümde absürde kaçan abartılı dans stilleri içinde devinirlerken ikinci bölümde daha çağdaş bir dans gösterisi izliyoruz. Tiyatro sanatı içinde dans sanatı ancak bu kadar yerinde harmanlanabilirdi demekten de kendimi alamıyorum.




Yorumlar